tiny kadınları

Şişli- İSTANBUL 

 

Tuluğ, çok seviliyorsun. Sence neden?

İçimi dışıma bu kadar şeffaf aktardığımda sanırım kendilerinden bir şey görenler tarafından sevildim. Farklı bulanlar tarafından da yadırgandım. Karşıt görüşler tarafından da belki de sevilmedim.

O zaman seni biraz tanıyalım. Kimlerdensin, ne yaparsın, nerelere gidersin?

32 yaşındayım kendimi bildim bileli İstanbul’dayım. Belki de bu yüzden, doğaya yakın olmak beni en mutlu eden şey. Ağaçların arasında nefes almak, toprağı koklamak gibi romantik birçok cümlem var buraya yazabileceğim. Gezmek, yeni yerler keşfetmek en sevdiğim şeyler, aynı yerde takılıp kalmaktan hiç hoşlanmam. Durmayı sevmiyorum. İlerlemem, başka yerler görmem, yeni insanlarla tanışmam lazım. Aslında bazen de insanlardan kaçmam lazım. Kararsızım, değişkenim ama ne istediğimi genelde bilirim… ya da bi saniye, ne istediğimi değil de ne istemediğimi bildiğime emin gibiyim.

Şu an karantinadayız. Günlerin nasıl geçiyor?

Karantina günlerinin artık sonundayız. Ama genel küçük bir özet geçmem istenirse ilk zamanlar yaşadığım verimlilik asla devam etmiyor. Sadece yatmak ve yatmak, bir de şuraya yatmak istiyorum…

O halde Umarım Annem Dinlemez konuşmadan olmaz. Fikir aklına ne zaman düştü, süreç nasıl ilerledi?

Bir radyo programına katılıp, sansürsüz sohbet edince bu işi yapmaya karar verdim. İsmini o programdan sonra ağzımdan çıkan kelimelerle koydum. Elimi başıma koyup “Umarım annem dinlemez.’’ dedim yürekten ve içten. Programı kaydettim, yayınladım ve inanılmaz güzel yorumlar, eleştiriler, mesajlar… Benimle aynı şeyleri yaşamış insanların tecrübeleri, söylediklerimin arkasında duran beni destekleyen binlerce insanla ve belki de onların desteğiyle, yola hiç tereddüt etmeden devam ettim.

Peki senin asla konuşmayacağın o konu, ne?

Çok zor bir soruyla karşı karşıyayım. Ölüm konuşmaktan çekindiğim ve empati kuramadığım bir konu. Ölen birinin arkasından kalanlarla nasıl bir iletişim kurabileceğimi bilemiyorum. Söyleyecek sözlerim bitiyor, cümlelerim tükeniyor. konuşmayacağım değil de konuşamayacağım diyebilirim.

Para meselesini de konuşmaktan hiç hoşlanmam, artık yeni yeni kazandığım paranın arkasında duruyorum ama yıllarca konuşamadığım için bedavaya çok iş yaptım. 

Konukların arasında sana en çok ilham veren kimdi? Ya da hafızana kazınan bir cümle de olabilir bu?

Yiğit Karaahmet bölümü en çok sevdiğim bölüm sanırım. -bana bir bahçe verdiler orayı istediğim gibi doldurdum- diye anlattığı kısmı unutamıyorum. Cansın Yılmaz ve Kalben bölümü de nutkumun tutulduğu ne diyeceğimi bilemediğim, cümle kuramadığım bölümlerden. Bu iki isimle daha dik durduğum yeni bir bölüm kaydetmek istiyorum. Bir de Çisil Sıkı ile olan bölüm benim için bir terapi seansıydı, etkileyiciydi.

Bir kadının hayatında alabileceği en cesur karar sence ne olabilir?

Bunu kadın erkek olarak düşünmek ve yanıtlamak istemem. Cinsiyetsiz bir yerden şunu söyleyebilirim: Verdiğimiz tüm kararlar bizim için ve cesurca. Doğru yanlış diye ayırmadan ya da yanlışlarımızla doğruyu bulmadan ilerleyemiyoruz. istersen olduğumuz yerde kalalım bunun da hiç bir önemi yok. Ben en güçsüz anımda güçlü olduğum anları hayal ederken bile kendimi cesur bulduğumu hatırlıyorum. Ya da şimdi burdan son derece cesur gözüküyor.

 Hayatının kırılma noktası ne oldu? Sonucunda rüzgar seni hangi yöne savurdu?

Bunun böyle olması bana şu an hayata çok romantik ve duygusal baktığımı kanıtlıyor ama bir aşk acısı bana tüm kapıları açan şey oldu. Rüzgar beni öyle bir kalp kırıklığından geçirdi, öyle savurdu ki, güçlendim, ayaklandım, köklendim. Şimdi o yıllara bakarak gülümseyerek teşekkür ediyorum.

Kendime yetiyorum.” Bu cümleyi ilk ne zaman kurdun?

Sanırım hiçbir zaman kendi kendime yetemeyeceğim.

Hayatta tutkuyla bağlı olduğu o şey, ne?

Çalışmak her zaman beni zinde tutuyor. Çalışmamak hiçbir zaman iyi gelmiyor.

Şu sıralar üzerinde çalıştığın ve dönüştürmek istediğin özelliklerin neler?

Duygularımın değişimine yoğunlaşmaktansa onları olduğu gibi sevmek daha iyi olurdu aslında ama kıskançlık duygusundan her zaman kurtulmak istedim.

Neye yabancılaşırsak kendimize yakınlaşırız?

Korkularımız ve kaygılarımız en büyük düşmanımız gibi olsa da kaygıların üstüne gitmek her zaman kendimize yaklaştıran bir meseleye dönüşüyor.

Hareket alanın/rotan neresi?

Hep daha fazla ağaca, doğaya doğru giderim ve beni kimse tutamaz.

Son soru: Şu an üzerinde ne var?

Üzerimde bir senedir çıkarmadığım tiny pantolonlarımdan biri ve beyaz tişörtüm var.

Prev
Next