
Seni biraz tanıyalım. Kimlerdensin, ne yaparsın, nerelere gidersin?
“Yaso ben. Kendini derinine tanımaya ve özünden var olmaya çalışan biriyim. Eski milli yüzücüyüm. Savannah College Of Art And Design’da fotoğrafçılık ve güzel sanatlar eğitimim sonrası Türkiye’ye döndüm. Ve uzunca bir süre marka iletişimi ve yönetimi yaptım. Kolektif House’un annesiyim. Kolektif’in kuruluşundan itibaren marka/kültür ve pazarlama departmanlarını yönettim. Şimdilerde marka danışmanlığı vermeye devam ediyorum.

Tüm gayem gayretim; kendimi olabildiğince samimi bir şekilde ortaya koyarak, hayatta aynı yerlerde zorlandığımızın ilhamı olmak. Yalnız değilsiniz diye haykırmak! Bu hayalimin ilk ürünü; ‘Bilinçli Geyik’ isimli podcast’imde vücut buldu. Karşınızda kusurlarım, kırılganlıklarım, korkularımla olduğum ve deneyimlediğim kadarıyla soyunuyorum. Ve bi tık tiye alıyorum hallerimi/hallerimizi. Bir diğer yandan IGTV’de kısa ‘farkındalık’ video’ları çekiyor, orada burada makaleler yazıyorum. Hepsi aynı amaca hizmet ediyor.”
Güne nasıl başladın?
“Sabahları vücut alarmımla 4.30-5 civarı uyanırım. İhtiyacıma göre koşu, yürüyüş yaparım. Ardından meditasyona oturur, günlük yazarım. Üzeri spor ya da yoga. Dış hayata açılmam 10’u bulur.”

Hayatının kırılma noktası ne oldu? Sonucunda rüzgar seni hangi yöne savurdu?
“Kendimi üzerinden tanımladığım ve sıkı sıkı tutunduğum kimliklerim aynı zamanda hayatımdan gidiverince… 29 yaşımda sevgilim, ruhumu üflediğim işim, evim, arabam, dostum aynı zamanlarda çıktı hayatımdan. Benim depresyon olarak adlandırdığım ama ‘spiritüel uyanış’ deyince daha havalı duran bi süreç yaşadım. Zamanında canımı acıtan her olaya binlerce kez şükürler olsun ki bugün deneyimlerimi paylaşabiliyorum.”
Kalbin hangi yöne doğru atıyor? Şu sıralar nelerle uğraşıyorsun?
“Dalga sörfüne, kaykaya, karavana, doğaya, kamera karşısında ve mikrofon başında oluşuma…”
“Kendime yetiyorum.” Bu cümleyi ilk ne zaman kurdun?
” Kendime yetebildiğimi sanmam dört sene önceydi. Sonra insan evladının doğduğu andan itibaren nekadar aciz olduğunun farkına varıp da, sağlıklı bir bire olabilmek için başkalarına ihtiyacım olduğunu iki sene önce kavradım. Teknik olarak kendime yetebilmem mümkün olmasa da, tek başınalığını gümbür gümbür yaşayan ve yaşatan bir kadınım.”
Hayatta tutkuyla bağlı olduğu ‘o şey’, ne?
“Hayat enerjim!”
İçindeki ateşi nasıl yakıyor, hayat enerjini ne şekilde körüklüyorsun?
“Aktiflik, üretim, dinginlik ve sosyalliği dengeleyebildiğim zaman… Ve dengeleyemediğim zamanlardaki teslimiyet haliyle…”
Bu aralar kendine en çok sorduğun soru hangisi?
“Soru değil ama bu aralar sık sık ‘ben bilmem’ zikri çekiyorum. Bir şeylerin en doğrusunu bildiğimi sandığım zamanlarda, haklı olduğuma inandığım anlarda hemencecik yumuşatıveriyor beni.”
Bireysel çabaların seni ne derece özgürleştiriyor?
“Epeyce. Kendimi korkularım, kusurlarım ve kırılganlıklarımla, yani olduğum kadarıyla ortaya koyabilmeye çalışıyorum. Ve kim ne der demeden, kendim olabilme gayretim beni gittikçe özgürleştiriyor.”
Diyelim ki… Yine bir sabah uyandın. Hayata yalnızca, camı tek renk olan bir gözlükten bakabiliyorsun. Camı ne renk olsun?
Lila.
Şu sıralar üzerinde çalıştığın ve dönüştürmek istediğin özelliklerin neler?
“Kibir ve kıyas. Ve hatta haset.”
Neye yabancılaşırsak kendimize yakınlaşırız?
“Elaleme göre yaşamaya… Başkalarının bizimle ilgili ne düşündüğünü takmamaya başladığımız, havalı durmaya çalışmadığımız gün, asıl özümüzle ilişkimiz başlar. Ve kendimize yakınlaşırız.”

‘Güçlü kadın.’ Bunu okurken aklından neler geçti?
“Reddedilme ihtimaline karşın adım atan, başarısız olma korkusuna rağmen deneyen, ürkse dahi konfor alanından çıkan, acısından, üzüntüsünden kaçmayan, tüm otantikliğiyle kendi olabilme cesareti gösteren…”
Kendini gerçekleştirmek için biraz sabretmek şart mı sence?
“Kesinlikle! Özümüzde nasıl biri olduğumuzu bulma yolculuğu, önce kim olmadığımızı bulmakla başlıyor. Bugüne kadar neleri mecburiyetten yaptığını, ailenden gelen şartlanmışlıklarını keşfetmekten geçiyor. Yılların yanılgısı, ha deyince dönüşmüyor. Bu dönüşüm sürecinde, olduğumuz yerde sayıyormuşuz gibi gelebiliyor ama aslında her gün minik minik dönüşüyoruz.”
Kariyerinde duyduğun en klişe motivasyon cümlesi neydi?
“‘İş işte bulunur.’”
Sen bu klişeyi destekliyor musun?
“Hayır! Tam bir garantici öğretisi. Ben ne zamanki bilinmezliğe adım atabilme ve gerekirse boşlukta kalmaya teslim olabilme cesareti gösterdim, o zaman büyük dönüşümler yaşadım.”
Her başarısızlık arkasından büyük bir başarı getirir mi?
“Kesinlikle getirir. Zaten bir şey de başarısız olmak, onu deneme cesareti gerektirdiğinden sonuç ne olursa olsun, bence başarılıdır.”
Başarısızlık nedir peki?
“Başarısız olma korkusuyla adım atmamaktan, daha büyük bir başarısızlık bence yok. Deneyip başaramamak aslında baya başarılı bi aksiyon.”
Seni en son harekete geçiren şey neydi?
“Ayrılık acısı.”
Peki, harekete devam etme motivasyonun genellikle ne oluyor?eki, harekete devam etme motivasyonun genellikle ne oluyor?
“Hayatın akışına olan güvenim.”
Senin hareket alanın/rotan neresi?
“İstanbul’daysam Bebek’te yürüyüş yapar üzerine denize atlarım, bahçemde yoga yaparım, ormana bisiklete binmeye giderim. İstanbul’da değilsem de genelde İstanbul civarlarında dalga sörfüne kaçarım.”
Aktif bir yaşamın zihnine olan en keskin etkisini nasıl gözlemliyorsun?
“Eski milli yüzücüyüm ben. Dolayısıyla sekiz yaşından beri epeyce aktifim. Aktif olmayan bir yaşamı deneyimlemediğim için arasındaki farkı da gözlemleyemedim.”
Son soru: Şu an üzerinde ne var?
“Eşofman altı ve tişört. Saçımda da tüylerrr.”

